ÇİN KÜLTÜRÜNÜN ÇEVİRİYE BAKIŞ AÇISI

Kuzey Çin’de konuşulan Mandarin’in Pekin lehçesinden türetilen Standart Çince dünyada en yaygın konuşulan diller arasındadır. Çin Halk Cumhuriyeti ve Tayvan’ın resmi dil olarak kullandığı Standart Çince, Birleşmiş Milletler’in altı resmi dilinden biridir. Günümüzde milli dilleri Standart Çince olan Çinliler, tarih boyunca pek çok farklı lehçe, ağız ve bölgesel dil kullanmıştır. Bu yüzden, Çin karanlık çağlardan bu yana birçok sözlü ve yazılı çeviri çalışmalarına şahit olmuştur. Çin’de ki ilk çeviri faaliyetleri Chou Hanedanlığı (MÖ 1000) zamanına dayanır. Bu dönemde, hanedanlığa bağlı sheren (dillerin adamı) isimli çevirmenler diplomatik ve ticari misyonlar için elçilere eşlik etmişlerdir.

Birebir çeviri ile Serbest çeviri yaklaşımları üzerine yapılan sonugelmez tartışmalar Batı medeniyetlerinde olduğu gibi Doğu medeniyetlerinde de gözlenmiştir. Sanskritçe’den Çince’ye yapılan Budist sutra çevirileri bu tartışmaların Çin kültüründe de yaşandığını göstermiştir. Hung ve Pollard’a göre (1997), Sutra çevirileri farklı çeviri yaklaşımları üzerine yapılan tartışma ve uygulamalara güzel bir örnektir. (s.398) Han Hanedanlığı (MÖ 206 – MS 220) boyunca kaynak metin odaklı çevirilerin yapıldığı gözlenmiştir. İncil çevirileri üzerine Batılı toplumların yaşadığı sancılı süreç Sutra çevirileri yapılırken Çin’de de görülmüştür. Buna göre, kutsal sözcüklerin dizilimine bile içerdiği kutsallıktan dolayı dokunulmazdı. Bu yüzden, bu dönemde kelimesi kelimesine çeviriler yapıldı. Jin Hanedanlığı (265 – 420) döneminde çeviride apaçık bir değişim görüldü. Çince’de yiyi olarak adlandırılan serbest çeviri akımının başladığı bu dönemde, çeviri farklı kültürlerle bilgi alışverişinin yapılmasına olanak sağlayan bir araca dönüştü. Özellikle, dini konularda aktarımlar yaşandı. Hindistanlı Budist rahibi Kumarajiva sutraları Sanskritçe’den Çince’ye çevirdi. Delisle ve Woodworth’e göre (1995), bu çeviriler Çin içerisinde bir çeviri akımı başlatarak Budizmin zamanla güçlenerek, Taoizm’e karşı ciddi bir rakip olmasını sağladı. (s.105)

Tang Hanedanlığı (618 – 906) döneminde ise Çin ve diğer devletler arasındaki kültürel alışveriş arttı. Bu dönemde özellikle şiir çevirilerinden bazı örnekler görülse de, bu durum sınırlı kaldı ve çeviri daha çok diplomatik ve ticari faaliyetler için kullanıldı. Xuan Zang (602 – 664) Tang Hanedanlığı dönemde yaşamış ünlü bir Budist rahibi ve çevirmendir. Budist sutralarının çevirileri Zang’ın gençliğinde birçok farklılıklar gösteriyordu ve çeviriler arasında bir bütünlü yoktu. Bu yüzden, Budizm öğretilerini yerinden öğrenmek isteyen Zang, Hindistan’ın içlerine doğru 25 senelik bir yolculuğa çıktı. Budist tapınaklarına yaptığı ziyaretler sonucunda, Budizm hakkındaki doğruları öğrendi, terminolojisini geliştirdi ve mükemmel derecede Sanskritçe öğrendi. Çin’e döndükten sonra ise hayatının kalan 20 senesini Budist sutralarının çevrilmesine adadı. İmparatorun desteğiyle büyük bir çeviri merkezi kurdu, takipçilerine ve öğrencilerine çeviri hakkındaki bilgilerini aktardı. 1300 ciltlik Budist sutra çevirisi yapan Zang’ın birçok çevirisi günümüzde halen Çin’de kullanılmaktadır.

Yuan (1280 – 1368) ve Ming (1368 – 1644) Hanedanlıkları boyunca çeviri, Arap ve Batı uygarlıklarından bilimsel ve teknolojik aktarımlar yapmak için kullanıldı. Matematik, astronomi, tıp, hukuk, edebiyat ve ilahiyat alanlarında gerçekleştirilen çeviri çalışmalarıyla Çin’in kültürel, bilimsel ve sosyal alanda gelişmesi sağlandı. Özellikle, bazı Avrupa devletleriyle girilen ikili ilişkiler sonucunda Almanca, İngilizce, Fransızca birçok eser Çince’ye çevrildi. Avrupalı misyonerler çeviri vasıtasıyla Çinlilere hristiyanlığı anlatmaya çalıştı. Avrupa kökenli diller Hong Kong ve Makau başta olmak üzere eğitimin ayrılmaz birer parçası olurken birçok devlet memuru yabancı dil öğrenimine başladı. Avrupalı devletlerin sömürge faaliyetleri, Birinci ve İkinci Dünya Savaşları zamanındaki Japon işgalleri, Rusya’da yaşanan Komünist devrimin etkisi 18. ve 19. yüzyılda Çin’i çeviri aracılığıyla büyük ölçüde etkiledi.

Tüm bu örneklerden çeviri faaliyetlerinin Çin’i nasıl etkilediğini anlayabiliriz. Günümüzde ise Çin, tüm dünya ile çeviri aracılığıyla oldukça geniş ticari faaliyetlerde bulunmaktadır ve Çince’den diğer dillere her alanda çeviriler yapılmaktadır. Jeremy Munday’in (2001) de söylediği gibi, günümüz dünyasında Batılı toplumların çeviri hakkındaki düşüncelerini geniş olarak bilmemize rağmen, Batılı olmayan Çin, Arap, Hindistan ve diğer zengin kültürlerin çeviri hakkındaki düşünceleri geri plana atılmıştır. (s.19) Fakat bu kültürlerinde geçmişi oldukça eskiye dayanan düşünceleri mevcuttur ve günümüzde Batılı olmayan toplumların çeviri hakkındaki düşünceleri üzerine birçok çalışma yapılmaya başlanmıştır. Bu konuda daha geniş çaplı bilgi edinmek isteyenler, Mona Baker’in editörlüğünü yaptığı Routledge Encyclopedia of Translation kitabına bakabilir.

MUHAMMED MUSTAFA SARAÇ

 

                  BLOG PAYLAŞIMLARIMIZI GÖRMEK İÇİN TIKLAYIN